Menü

Üzgünüz, sepetinizde hiçbir şey yok!

Niye İletişemiyoruz?

Niye İletişemiyoruz?

Niye iletişemiyoruz?

Şenol Ceviz

Herhangi bir ortamda, herhangi bir yerde seni tanıyan ya da tanımayan herhangi biri bir bakış atar sana doğru. Ama bu bakış öyle sıradan ve iyi bir bakış değildir. Manidar bakar; bu belki küçümseyici bir bakış olabilir ya da tiksinti dolu bir bakıştır, belki giydiğin elbiseyedir öfkesi ya da açık giyinmişsindir veya kapalı. Bunları saymakla bitiremeyiz. Bu bakış ya da bir manidar söz ateşler fitili.

O, bu fitili yakar ardından ona ayak uydurmak istersen sen karşı bir hareket başlatırsın ve o doğar: Nefret. Halbuki daha en başta ortada bir şey yoktur lakin kendini bilmez, yaptıklarının sonuçları ile karşılaşmamış, hiç bir eyleminin cezasını yaşamamış olan o kişi yine bunun yanına kar kalacağını düşünmüştür. Sonuçlarını düşünmeden yaşayan kişi bu hareketinin bitiminde ne ile karşılacağından haberdar değildir. Cahildir, bilmiyordur.

Eğer aklı başında biri isen onun bu hareketine karşılık tepki vermezsin, oralı bile olmazsın, biraz kafaya takan biri isen onunla uğraşmak istersin. Ya da belki de ‘şunu benim elime verecekler ki bak o zaman gör’ dersin. Lakin böyle bir durumda yapılacak en önemli şey iletişim kurmaktır. Hani hep denir ya içki; tüm kötülüklerin anasıdır diye evet belki öyledir ama biraz derin düşünsek İletişimsizlik; tüm kötülüklerin anasıdır. İletişim kurarak pek çok sorunun başlamasına bile izin vermeden son veririz.

Neden böyle bir şey dediniz? Neden öyle baktınız, yanlış bir şeyimi mi gördünüz? gibi basit bir soru sorarak kendini ve haddini bilmez o kişiye aslında haddini bildirirsiniz. Çünkü onun karakteri odur ve uyarı almadan yaptığı yanlışın da farkına varmazlar. Ama sizin soracağınız bu kibarca soru bile onu yaptığı şeyden ötürü rahatsız edecektir. Her kim olursa olsun iletişim kurmaya çalıştığınız kişi aklı başında ise ya da bir psikopat değil ise kendi kendini sorgulamaya gidecektir bu sorudan sonra.

Buna verilebilecek örnek çoktur. En basiti biz dertlerimizi ima yolu ile anlatmayı severiz, kesin ve açık bir dil ile konuşmaktansa, belki karşımızdaki kişinin hiç bir zaman anlayamayacağı imalarla boğarız onu, o kişi yaptığı ve sizin ima ettiğiniz şeyin belki farkında bile değildir çünkü sizin için problem olan onun için değildir ya da yaptığının bir sorun teşkil etmeyeceğini düşünmüştür.

Hep derim hepimiz farklıyız ve hepimiz dünyaya farklı pencerelerden bakıyoruz, eş seçerken bile uyumlu birini ararız, çünkü birebir iletişimimizde sorun yaşamayacağımız insanları isteriz hayatlarımızda. İletişim kurmak sorun yaşamaktan çok daha kolaydır, iletişimsiz insan sorun yaşatır ve sorunlarını küserek, uzak durarak aradaki ilişkiyi zamana bırakmayı sever, böyle olmasını ister çünkü kendi duygularını açık etmekten çekinir, hesap vermeyi istemez, egosu incinsin istemez, o problemin üzerine küserek, uzak durarak yeni problemler eklediğinin farkında bile değildir ve bir gün iletişim kurmanın dahi anlam taşımayacağı bir hale gelir o ilişki. İçinden çıkılmaz, arapsaçına dönmüş bir haldir. Nihayetinde taraflar birbirleri ile iletişim kurmayı bile istemeyecek kadar nefret doludur karşısındaki kişiye.

Artık o katılaşmış yürekleri birbirlerine karşı yumuşatacak hiçbir şey kalmamıştır. O yüzden sevdiklerinizle ya da sevmek istediklerinizle iletişim kurun, onu anlamaya çalışın, dinleyin, empati yapın. Böyle yaparsanız her şeyin daha da kolay hale geldiğini göreceksiniz. Bu yazı nereden mi aklıma geldi? Lise öğretmenliği yaptığım yıllarda çoğu öğretmenin o dersi boş bıraktığı rehberlik kitabında okumuştum bu konuyu ve o gün iki, üç sınıfımda konuşmuştuk bu mevzuyu.

Yayınlayan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X